DÜNYA’DA MUADİLİ OLMAYAN BİR PROJE: YEDİTEPE BİENALİ

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı işbirliği ile düzenlenen ‘Yeditepe Bienali’ Tarihî Yarımada Fatih’te kapılarını aralıyor.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açılışı gerçekleştirilecek ‘Yeditepe Bienali’ne 600’ün üzerinde sanatçı, 3 bine yakın eserle katılıyor. Yüzün üzerinde projenin olduğu bienale 30’a yakın tarihi mekan ev sahipliği yapıyor.

Gelenekli sanatlarımızın eşsiz eserleri, “bienal” başlığı olmaksızın, belirli bir mekâna hapsolmadan ve süresiz şekilde zaten yüzyıllardır bambaşka mekanlarda bambaşka formlarla boy gösterdi, gösteriyor. Kimi coğrafyalarda kıymetli sanat eserleri tüm dokunulmazlıklarıyla meraklılarına cam fanuslar ardından bakarken, İstanbul’da insanlar aynısından bir tane daha olmayan Rüstem Paşa’nın çini panolarına yaslanıp uyuyabiliyorlar.

Bu derece bir aşinalık, beraberinde görmezliği ve özensizliği getirse de her köşebaşını ayrı bir sanat eserinin tuttuğu bu şehirde yaşayan insanların gözlerinin güzellikle hemhâl olduğu, kendisi farkında olsun ya da olmasın estetik algısının bu gördükleriyle yoğrulduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Yeditepe Bienali, kadim sanatlarımızın disiplinli bir özgürlükle ulaştığı şahikayı, bu çağın sanatçılarının elinden çıkan gelenekli ve modern sanat eserlerini dünyanın “bienal” adını koyduğu tematik çoklu sergileme biçimi ile bir araya getirerek biraz daha yukarı taşıma hamlesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himâyesinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğinde, Türkiye’nin önemli kurum ve kuruluşlarının destekleri ile 31 Mart - 15 Mayıs 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Yeditepe Bienali, içerik anlamında dünyada muadili olmayan bir projedir.

İLK BİENALİN İLK TEMASI: “EHL-İ HİREF”

Hirfet, sözcük olarak meslek, sanat ve iş manasındadır. Bunun çoğulu olan hiref ise Osmanlıcada sanat ve zanaatı bir arada ifade eden bir kelime olarak kullanılır. El işçiliğine dayanan hemen her türlü üretim hiref kapsamında değerlendirilmiş, üretenler de ehl-i hiref (sanat ehli / sanat erbabı) olarak adlandırılmışlardır.

Yeditepe Bienali, “Ehl-i Hiref” teması ile teşkilatın bizatihi kendisinin nasıl bir işleve, nasıl çağları aşan bir etkiye sahip olduğunu göstermenin yanında, bu teşkilatın temel taşlarını oturttuğu gelenekli sanatlarımızın bugün geldiği noktayı ve yeni çağların yeni sanat dallarında üretilen eserlerdeki gelenek etkisini de göstermeyi amaçlıyor.

NEDEN BİENAL

İhtiyaca binaen ya da kıymete mahsus bir sanat felsefesine sahip olan medeniyetimizin, bugünün sanatları ve sanatçılarındaki yankısını bir de bienal yapısı içinde görmek istiyoruz zira sanatımızın içeriği bienallerin atmosferinde oluşan metafor yüklemeleri açısından çok zengin.

Kültür Kodlarımıza Ait Doku Ve Formları İçeren Sanat Eserlerinin Buluştuğu “İlk” Bienal.

Yeditepe Bienali, yaşadığımız coğrafyada yüzyıllardır harmanlanan, Saka, Hun, Göktürk, Uygur, Hazar, Artuk, Sökmen, Avar, Karahan, Selçuk ve daha nicesinin rengiyle renklenen, Hitit, Sümer, Babil ve daha nicesinin kalemiyle nakışlanan, Yesevî nefesi ile nefeslenip Mevlana Celaleddin Rumi ile semaya uzanan kültür kodlarımıza ait doku ve formları içeren sanat eserlerinin bulunduğu bir “ilk” bienal. İlk çünkü henüz bunların hepsini içeren, yerli ve komşu (yabancı değil, komşu) sanatçıların aynı sanat dallarında verdikleri eserlerin buluştuğu veya ayrıştığı her şeyi sahiplenip kendi bünyesinde yeşerten bir bienal yapılmadı. Bienalin ikinci adımdaki amacı, her şeyin atomize edildiği bu çağda, bu bütünleyici bakış açısını sanatla geliştirmek ve muhkem hâle getirmektir.  

YEDİTEPE BİENALİ’NDE NELER VAR

Yeditepe Bienali’nin “Çiçeğin Her Hâli”, “Kuş Misali”, “İstanbul’a Dair”, “Kusursuz Tekrar” ve “Mekândan Taşanlar” olmak üzere beş farklı alt teması var. Temaların içerikleri ise şöyle:

Çiçeğin Her Hâli

Bir güzelliği ifade ederken “çiçek gibi” tabirini pek sık kullanırız. Varlığın güzellik satırında geniş yer tutan çiçekler, sundukları sonsuz güzellik terkipleriyle insanları bu benzetmeye âdeta mecbur eder. Bu yüzden hem kendi gerçek varlıklarıyla hem de bu güzelliği daha da çoğaltma arzusundaki sanatkârların çizdikleri suretleriyle çiçekler, hayatımızın her yerindeler.

Hem çiçek yetiştiriciliğinde hem de çiçek ressamlığı konusunda çok parlak devirler yaşanan medeniyetimizin gelenekli sanatlarında çiçek açmayan tek bir saha yok diyebiliriz. Kur’an-ı Kerim süslemelerinden, çinilere, divan sayfalarından cami içindeki sütunlara, muazzam abidelerden mezar taşlarına kadar her yer çiçekle bezenmiştir. Topkapı Sarayı’nın yemiş odasında üç yüz yıldır solmayan natüralist üslupta çizilen çiçekler ya da Karamemi’nin tılsımlı elinden çıkıp Muhibbî divanına kokusunu salan stilize çiçekler, şükûfenâmelerde tomurcuklanıp bilimsel bitki ressamlarının elinde boy verenler… Bu çağın sanatçılarının geçmişi ve geleneği koklayarak yaptıkları çiçekli eserler, çiçeğin her hâliyle, Yeditepe Bienali’nde.

Bu Temada Yer Alan Sanatçılar: Ahmet Sacit Açıkgözoğlu, Emel Nurhan Ogan, Firdevs Çalkanoğlu, Gülsen Bilgin, Hülya Korkmaz, Mamure Öz, Muhammed Türk, Safiye Morçay, Uğur Taşatan, Zehra Çekin, Endemik Çiçekler Grubu.

Kuş Misali

İnsanın en çok öykündüğü, yerinde olmak istediği canlılardan: kuş. Kanadını kıskanırız, dillerini öğrenmenin yollarını ararız, kim ne der diye düşünmeden kuşlarla konuşuruz. Kendi kendine bir konuşma da değildir bu, karşılık alırız. Kuşları işe koşarız, sevgili diyarına selam söylemeye yahut teleğinde sakladığı sırrı sahibine ulaştırmaya gönderir sonra da sorarız “turnam kimden aldın sen bu avazı”. Yaşarken onlara köşkler yapar, öldüğümüzde su içsinler diye mezarımızda onlara da yer açarız. 

Kafdağı’nın ardında saklanan Anka da odur, gül dalında bağrını kanatan bülbül de, yanıp kül olan ve küllerinden yeniden doğan Kaknüs de, asla yere konmayan Hüma da ve tufandan sonra dünyada hâlâ hayat olduğunu ağzında bir “zeytin dalı” ile muştulayan da odur.

İnsanın ve insanlığın dertlerine, dermanlarına, rüyalarına hâsılı insan başına gelen her şeye kuştan bir bakışla bakan bu çağın sanatçıları “insanoğlu kuş misali” diyerek Yeditepe Bienali’nde insan hâllerini kuşdili ile anlatacaklar.

Bu Temada Yer Alan Sanatçılar: Ali Ahmet Çoktan, Asgar Moradi ve Zeynap Rahnama, Atilla Çakır, Ayşenur Kadakçı Velioğlu, Ayten Pelit, Bahar Yalçın, Güngör İblikçi, Hasan Ertuğrul, Hikmet Barutçugil, Hülya Yaatası, Özlem Özer Tuğal, Reza Hemmatirat, Şehnaz Biçer Özcan, Şeyma Yeniçeri, Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu, Yonca Sanat Grubu.

İstanbul’a Dair

Fatih’in şehri, Sinan’ın atölyesi, Nedim’in bercestesi, Dede Efendi’nin şarkısı, Evliya Çelebi’nin defteri, Eyüp Sultan’ın namazgâhı,  Abdulhamid Han’ın nazargâhı... İçinden deniz geçen, ulu rüyaların görüldüğü şehir: İstanbul. Görenin de görmeyenin de içinde yaşayanın yahut sadece gelip geçenin bile üzerine bir şey söylediği İstanbul’un, düne bugüne ve yarına dair anlattıkları, anlatacakları var.

İstanbul’un bugünün sanatkârlarının kulağına lodosu, poyrazı, göğünden âzâde şekilde renk değiştiren deniziyle ve daha neler neleriyle fısıldadığı her ne var ise, Yeditepe Bienali’nde.

Bu Temada Yer Alan Sanatçılar: Alparslan Babaoğlu, Bünyamin K., Dilek Yerlikaya, Fahriye Oya Kuyumcu, Işıl Arısoy Kaya, Nurcihan Velioğlu, Reza Hemmatirat, Sabriye Şeker, Şaban Demirdağ.

Kusursuz Tekrar

“Her sayı, birin bir kere daha tekrarından ibarettir.” der Feridüddin Attâr. Güneş doğar, batar. Tekrar doğar, tekrar batar. Gözümüzü kırparız, tekrar kırparız ve tekrar. Ezan okunur, sonra tekrar okunur, sonra tekrar. Kendi içindeki satırların tekrar etmesi de ayrıca manidar. Tekrar eden ayetler, tekrar eden fiiller, tekrar eden notalar, tezhib, minyatür, hat, mimari içindeki tekrarlar... Yani ritim. Her tekrarda, aslında tekrar eden şeyin değil başka bir şeyin çoğaldığını gören, düz bir çizginin tekrar eden noktalardan ibaret olduğunu bilen, geometrik ritmin söylediği nakaratı duyan sanatkârlar, “tekrarında sanat var” dedikleri eserleriyle Yeditepe Bienali’nde.

Bu Temada Yer Alan Sanatçılar: Ali Ulvi Mıhoğlu, Ardeşir Mojared Takistani, Armağan Bilgin, Aslı Ağırbaş, Dilek Yalçın, Ersin Yıldızhan, Fahriye Oya Kuyumcu, Fatma Özçay, Firdevs Çalkanoğlu, Füsun Onamay, Melis Uludağ, Faruk Dinçer Eratlı, İlhami Atalay, Melike Haliloğlu, Mehlika Hilal Kırca, Merve Nur Kayhan Hassan, Nursen Ve Güvenç Güven, Nurten Ünver, Osman Doruk, Recep Ve Züleyha Minga, Serap Bostancı Tulluk, Serap Ekizler Sönmez.

Mekândan Taşanlar

Bir de şöyle tanımlayalım: İçi içine sığmadığı için kendi beden ve ruh coğrafyasından dışarı taşan kişiye sanatkâr, taşan o şeye ise sanat denir. Yunus Emre’nin “ya ben öleyim mi söylemeyince”si de bu kalemdendir.  Sanatın kendisinin de tanımlı olduğu alana sığmadığı, “bunun burada ne işi var” dedirtecek yerlere sıçradığı olur bazen. Bu sıçrayışların oluşturduğu ve insanı, baktıkça “aslında yakışmış” ya da “neden olmasın” çizgisine getiren alışılmadık güzellikler hem sanata hem sanatçıya hem de gören gözlere nefeslenecek başka sahalar açar. İçi içine sığmayan sanatkârların, mekâna sığmayan eserleri Yeditepe Bienali’nde.

Bu Temada Yer Alan Sanatçılar: Ali Emre Kaymak, Aysel Ergül, Berrin Çakin Güç, Betül Bilgin, Beyza Akıncı Kaplan,  Dağıstan Çetinkaya, Emre ve Alperen Akpolat, Ertuğrul Çakır, Fatma Zeynep Çilek, Gülnihal Küpeli, Hatice Ünal, Hikmet Barutçugil, Hilal Arpacıoğlu, Mehlika Hilal Kırca, Murat Gür, Mustafa Cemil Efe, Mustafa Yılmaz, Muzaffer Malkoç, Nasuhi Hasan Çolpan, Ömer Faruk Dere, Özden Aydın, Selma Keleş Şahin, Serap Bostancı Tulluk, Tonguç Yaşar, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, Yılmaz Eneş, Zafer Baştak, Zehra Karakoç.

ULUSLARARASI SERGİLER:

Kadim sanatlarımızdan hat ve tezhip alanlarındaki uluslararası sergiler, farklı kültürlerden beslenen sanatçıların aynı sanat dalında geliştirdikleri değişik üsluplara dair bir seçki sunuyor.  Bazen aynı temaya farklı bakışları, bazen de farklı temalara aynı bakışları görme imkânı veren uluslararası sergilerde sanatseverler, sanatın haritalarda çizilmiş bütün sınırları kaldırarak insanları anlam dünyasında nasıl birleştirdiğine şahitlik ediyor. 

Uluslararası Hat Sergisinde Yer Alan Sanatçılar: Abdurrahim Kahya, Abdurrahman Depeler, Abdurrazak Karakaş, Ahmet Koçak, Ali Toy, Ali Rıza Özcan, Awni Nakkaş, Aydın Kızılyar, Ayman Hassan, Bekir Çetintaş, Cemali Gündoğdu, Cevad Huran, Davut Bektaş, Efdalüddin Kılıç, Fatih Özkafa, Fatih Yıldız, Ferhat Kurlu, Fuat Başar, Habib Ramezanpour, Hakan Arslan, Hanife Alpaydın, Hasan Çelebi, Hüseyin Gündüz, Hüseyin Kutlu, Hüseyin Öksüz, Hüsrev Subaşı, Levent Karaduman, Mehmet Memiş, Mehmet Özçay, Menaf Nam, Muhammed Cevadzade, Muhammed Nuri Çetinkaya, Muhammed Yaman, Mustafa Parıldar, Nuria Garcia Masip, Osman Çiçek, Osman Özçay, Ömer Faruk Özoğul, Resul Afşin Okur, Sabah Arbili, Safarbati Mhamed, Savaş Çevik, Seyyid Ahmet Depeler, Tahsin Kurt, Yılmaz Turan, Yusuf Mazi.  

Uluslararası Tezhip Sergisinde Yer Alan Sanatçılar: Abdülhamit Yılmaz, Afsane Nangar, Arda Çakmak, Ayşe Sayın, Berna Kervan, Eyüp Özcan, Faruk Taşkale, Fatma Özçay, Firdevs Bakkal, Gülnur Duran, Gülsüm Gügercin, Halenur Bakkal, Hilal Dağtekin, İsmail Çökük, Kadriye Bayraktar, Mamure Öz, Nadir Tatar, Necati Sancaktutan, Nihal Tezcan, Nihan Ümran Ersin, Nilüfer Kurfeyz-Selim Sağlam, Nurdanur Ünal, Orhan Dağlı, Seda Demir, Selcen Belgin Balıkçı, Serap Bostancı Tuluk, Serhat Tokmak, Sevde Gülüt, Simanur Uzun, Şahalim Şahmansurav, Şeyma Okur, Vildan Sert.

KİŞİSEL SERGİLER

Gelenekli sanatlarımızı bütün geçmişiyle sırtlayıp gelecekteki geleneği oluşturmak için yol alan sanatçılar,  kendi eserleriyle, kendisi ve yetiştirdiği talebelerinin yahut kendiyle aynı türküyü söyleyen dostlarının eserleriyle Yeditepe Bienali’nin kişisel sergi kuşağını gökkuşağına çeviriyor. Minyatür, tezhib, kalemişi, ebru, çini, hat, seramik sanatlarına resim, heykel ve fotoğraf gibi dalların da eşlik ettiği 21 sergi, ziyaretçilerini Türk İlâm Eserleri Müzesi, Sirkeci Garı ve II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi başta olmak üzere Suriçi’nin en güzel mekânlarında ağırlıyor.

Kişisel Sergileri Olan Sanatçılar: Algan Grubu, Ahmet Sacit Açıkgözoğlu, Alparslan Babaoğlu Ve Öğrencileri, Asiye Kafalıer Dönmez Ve Mimart Atölyesi, Ayten Tiryaki Ve Tiryaki Art, Cihangir Asurhouv Ve Öğrencileri, Emel Türkmen ve Altından Haleler, Etem Çalışkan, F.Hande Topbaş, Nursen ve Güvenç Güven, Mamure Öz ve Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi, Mehmet Memiş ve Öğrencileri, Murat Gür, Mustafa Cemil Efe Ve Öğrencileri, Mustafa Demir, Nilgün Alp ve Atölye Hiç, Said Chuanyi ve Ali Leı Gong, Semih İrteş Ve Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi, Şehnaz Özcan Ve Öğrencileri, Tahsin Kurt Ve Öğrencileri, Taner Alakuş.

KARMA SERGİLER

Gelenekli sanatlarımızın bu çağın sanatkârları elinde aldığı renklerin hemen hepsini bir arada görebileceğiniz, göz göze geldiğiniz her eserle sanat nedir, sanatçı kimdir sorularını zihninizde bir daha döndürebileceğiniz bir karma sergiler, Yeditepe Bienali’nde.

Karma Sergide Yer Alan Sanatçılar: Abdul Vahap, Yasemin Ergün- Kevser İbrahimoğlu, Ayşe Nurgül Kabasakal-Songül Sümen Ak, Betül Coşkun, Büşra Akan, Erol Kılıç, Esen Akgöl, Esra Eşin, Fatma Betül Acun, Figen Tekiner, Gül Tezbora, Gülten Kosova, Hacı Meryem Kiola, Hatice Ünal, Hüdayin Sav, Kamuran İşcan, Leyla Varol, Mehdi Naghavi, Meryem Şahin, Safigül Bengü Olgun-Zeynep Önen, Semra Ata, Tuba Ruhengiz Azaklı, Veysel Kucuras, Yasemin Taş, Zeliha İyilik, Zeynep Bato, Zeynep Bostan, Zeynep Elçi, Zeynep Işık Çetinkaya.

Karma Çini Sergisinde Yer Alan Sanatçılar: Adilcan Güven-Cem Güven, Emel Gemici, Ersin Fethi Öçal, Gülen Kesova, Gülfer Akgönül, Güvenç Güven, İbrahim Kuşlu, Kifayet Özkul, Mehmet Gürsoy, Melike Haliloğlu, Nur Avlupınar, Özkan Tokaç, Rauf Sadi Güven, Ryuko Kito, Salih Sarıçam, Selma Keleş Şahin, Tenzile Özgün, Timur Bilir, Ümmühan Çelikkaya, Yumiko Kubota.

KOLEKSİYON SERGİLERİ:

Gelenekli sanatlarımızın nadide örneklerini toplayan koleksiyonerlerin zaman içinde biriktirdikleri eserlerin sanatseverlerle buluşacağı Koleksiyon Sergileri, dünya gözüyle bir daha görme fırsatı bulamayacağımız güzelliklerle dolu. Bu çağın sanatkârlarının elinden çıkan eserlerin sergilendiği Yeditepe Bienali’nde, geleneği oluşturan büyük ustaların şaheserleri de bu özel Koleksiyon Sergilerinde yerini alıyor.

Sergilenecek Koleksiyonlar: Termikel Mustafa Kara’nın Yakup Cem Koleksiyonu, Yusuf İyilik İcazet Koleksiyonu

CANLI PERFORMANSLAR:

Bizi etkileyen bir sanat eseri gördüğümüzde bazen sesli şekilde bazen de içimizden kendi kendimize sorarız: “Bunu nasıl yapmış acaba?”. Yeditepe Bienali içinde yer alan canlı performanslar bu sorunun cevabını gözlerinizle görebilmek için iyi bir fırsat. Sanatkârların atölye ortamlarını halka açık sergi alanlarına taşıyarak eseri yapan ile nasıl yapıldığını merak edenin tanışabileceği ve bir eserin oluşumuna canlı olarak tanıklık edebileceği güzel bir buluşma sağlayan bu programlar, Yeditepe Bienali’nin en “canlı” bölümlerinden. 

Yer Alan Sanatçılar: Garip Ay, İlhami Atalay, Leyla Kara, Reza Hemmatirat

ATÖLYE ÇALIŞMASI:

Sanatın lezzetini tatma anlamında tesiri yüksek bir etkileşim biçimi olan atölye çalışmalarıyla sanatı uzaktan seyreden ve belki de kendisinin asla yapamayacağını düşünen insanlar, sanatla hemhâl olma şansını yakalıyor. Ustaların rehberliğinde yapılacak çalışmalar sanatçıyla sanatseveri atölye ortamında bir araya getirerek birlikte sanat icra etme zevkini sunuyor.

Yer Alan Sanatçılar: Ayten Tiryaki, Esra Eşin, Güvenç Güven, Özlem Özer Tuğal, Serap Ekizler Sönmez, Yasemin Arıman

ANMA PROGRAMI:

Ebruda üç kuşak: Babasından öğrendiği ebru sanatını ve inceliklerini ömrünün son deminde talebesine talim ettirerek bu sanatın devamı için tohum eken Merhum Hezârfen Edhem Efendi, hocası Hezarfen Edhem Efendi’den öğrendiği ebru formlarına çiçek ekleyerek ebru teknesine çiçek açtıran merhum Necmeddin Okyay, hocası Necmeddin Okyay’dan el alarak devraldığı çiçeklerin sayısını arttıran merhum Mustafa Düzgünman. Ebru ve hat başta olmak üzere pek çok alanda eserler veren ve insan yetiştiren her biri birbirinden değerli üç büyük usta, Yeditepe Bienali’nde rahmetle ve minnetle anılıyor.

Mekân: Üsküdar Özbekler Tekkesi

GELECEKTE GELENEK SEMPOZYUMU:

Bir tür laboratuvar ortamı oluşturarak klasik sanatlardaki biçim ve biçem farklılıklarının gözlendiği Yeditepe Bienali’nin amaçlarından biri de geleneğin geleceğe taşınması, bunun nasıl-ne şekilde yapılacağı ve geleneğe eklemlenecek yeniliklerin olup olamayacağına dair fikir alışverişi yapılmasıdır. Yeditepe Bienali kapsamında düzenlenen “Gelecekte Gelenek” başlıklı sempozyum, gelenekli sanatlara dair sorulan ama cevaplanamayan ya da hiç sorulamayan soruları sormak, meseleler üzerine farklı fikirleri masaya yatırmak açısından önemli bir adım.

Sempozyum, dünden bugüne, bugünden de yarına taşınacak olan sanat birikimimizin geleceğine dair meselelerin konuşulduğu bir alan oluşturuyor. “nereden nereye” sorusunu merkeze alan sempozyum, duayen isimlerin katkılarıyla birçok oturuma ev sahipliği yaparak hem geleneği hem de geleceği kuşatmak istiyor.

Sempozyum Konu Başlıkları:

  • Ehl-i Hiref Teşkilatı
  • Geleneksel Sanatlar Eğitimi
  • Geleneksel Sanatlar Felsefesi
  • Sanat Yönetimi ve Ortamı: Hâmîler, Sanatkârlar, Müşteriler, Koleksiyonerler, Galeriler, Kurumlar
  • Geleneksel Sanatlarda Yenilik Anlayışı
  • Sanatta Sunum ve Paylaşım: Sergiler, Çalıştaylar, Sempozyumlar, Müzeler, Bienaller, Medya
     

Sempozyum Başvurusu

Tebliğ özetleri son gönderim tarihi   : 20 Nisan 2018

Tebliğ kabul ilanı tarihi                     : 25 Nisan 2018


YEDİTEPE BİENALİ AÇILIŞ TAKVİMİ

BÜYÜK AÇILIŞ TÖRENİ

31 Mart 2018 Saat 12:00’de Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Ayasofya’da yapılacaktır.
 


Değerli Sanatsever,

Allah’ın kendi ruhundan üfleyerek can verdiği insanın varlığının ve yaratılışının yegâne gayesi;  İnsan-ı kâmil (olgun insan) olmaktır. Çünkü ancak olgun insan, Allah’ı bilebilir ve Allah’ın yarattıklarında, O’nun büyüklüğünü anlayarak, kendi hiçliğini fark edebilir.

Büyük Mutasavvıf Hazreti Mevlana da kendi hayat yolculuğunu hiçlik mertebesine ulaşmak olarak ifade etmiş ve “Hamdım, piştim” sözleriyle yolculuğunun evrelerini anlatmıştır.

Aslında bu iki kelime, insanın da dünyadaki yolculuğunu anlatır.

Ha keza, sanatçının yolculuğu da, bir nevi dervişlerin yolculuğu gibi, sanatta olgunluğa erişmek üzerinedir. Sanatçı, Yaratıcının kendisine bahşettiği yeteneklerle ve ancak O’nu taklit ederek, sanatında ilerleyebilir. İlerledikçe de, en büyük sanatçı olan Yaradan’ın karşısında hiçliğini kabul eder. Yani sanat, hamlıktan; pişmeye, pişmekten yanmaya bitmeyen bir yolculuktur.

O nedenle, sanatta doruk, sanatta mükemmellik arayışı insanın evrendeki yolculuğu boyunca sürecek ve her zaman, yeni arayışlar ve açılımlarla, kendisine akacak yeni mecralar bulacaktır. Fakat sanatın ve sanatçının hamlıktan pişme ve yanma sürecine geçmesi de -tabiri caizse- sanat ve sanatçının desteklenmesine bağlıdır. Çünkü sanatçı desteklendiği sürece, sanatında bir sonraki evreye geçebilir.

Geçmişte özellikle İslam’ın altın çağı olan 1000 yıllık süreçte (MS. 600-1600 yılları) İslam bilginlerince, sanatta ve dahi bilimde doruklar zorlanmış; mimariden güzel sanatlara kadar her alanda, çağlar ötesine ulaşılmıştır.

Şüphesiz, insanın hem kendini olgunlaştırma ve hem de sanatta olgunlaşma süreci sona ermemiştir. O hâlâ, bazen büyük bazen de küçük adımlarla ilerleyişini sürdürmektedir.

Fakat yükselmiş duyguların toplumun diğer kesimlerine de daha çok ulaşması için sanatın yaygınlaşması gerekir. Bunun da yolu, halkın görebileceği, ulaşabileceği hatta kullanabileceği eserlerde sanatı özümsemesidir. Bu bir yapıda da olabilir, giysideki bir nakışta da, yemek yediği tabakta da…

Çünkü göz gördükçe incelir; göz gördükçe, gönül ilahi gücün büyüklüğünü idrak edebilir.

İşte onun için ışığı alnında hisseden sanatçı, sanatını halkla buluşturmalıdır. Bunun da günümüzdeki yollarından biri sergilemedir.

Fatih Belediyesi olarak biz de insanın bu uzun olgunlaşma yolculuğuna katkıda bulunmak için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Klasik Türk Sanatları Vakfı işbirliği ile günümüz ustalarının elinden çıkan klasik sanat eserlerini ve bu eserlerin modern yorumlarını, Yeditepe Bienali adı altında halkımızla buluşturmaya karar verdik. “Ehl-i Hiref” (Hüner-Sanat ustaları) ana başlığı ve “Çiçeğin Her Hali”, “Kuş Misali”, “İstanbul’a Dair”, “Mekandan Taşanlar”, “Kusursuz Tekrar” alt başlıklarında; 31 Mart-15 Mayıs tarihleri arasında 45 gün boyunca Fatih’te gerçekleşecek olan bienalimizde sanatçıların elinden çıkan eserleri, 21 ayrı mekanda görülecektir.

Toplumun her kesiminden insanı sanatla buluşturacak olan Yeditepe Bienali'miz; şüphesiz önce gözümüze, sonra zihnimize ve nihayet yüreğimize hitap edecek. İşte yüreğe ulaşan sanat artık orada büyüyecek ve bizleri kendi sanat yolculuğumuza götürecektir.

Ve insanın zamanda ve sanatta yolculuğu da hamlıktan, pişmeye; yanmaktan hiçliğe yani Yüce Yaradan’a doğru; evrile evrile ilerleyecektir.

Dileriz, Yeditepe Bienali’mize teşriflerinizle, insan-ı kâmil yolculuğunuzu sanatla zenginleştirir ve kendi hiçliğinize doğru, anlamlı bir adım atarsınız.

En derin saygı ve sevgilerimle,

Mustafa Demir

Fatih Belediye Başkanı


Tarihi bilmek demek, millî kudret ve millî kusurları bilmek demektir. Buna göre yol almak, yön vermek, hangi tohumdan neyin yeşereceğini bilmek, başka hiçbir şeyle kazanılamayacak bir kudrettir.  1400’ü aşkın yıllık evrensel bir medeniyetin rüzgârını, son bin yıldır Anadolu’da estirenler olarak bu esintiyle taşınan tohumların dünyanın dörtbir yanında nasıl boy verdiğini biliyoruz. Oluşturduğumuz düşünce ve sanat birikiminin, insanlık tarihinin kültür birikimi içinde nasıl büyük bir değer sahibi olduğunu, nasıl geniş bir yer tuttuğunu klasik sanatlarımızı merkeze alarak hazırladığımız bienalle bir daha hatırlatmak ve göstermek istiyoruz.

Yeditepe Bienali gibi bir organizasyonu yapmak, kültür sanat alanında İslâm coğrafyasının öncüsü olan Türkiye’ye yakışırdı, yakıştı. Tema olarak belirlediğimiz “Ehl-i Hiref” geçmişte nasıl devlet tarafından himaye ediliyorsa bugün de bu temayı çalışan bu çağın ehl-i hirefini Cumhurbaşkanlığı himaye ediyor. Millî kudretin bir resmi ve remzi olarak Yeditepe Bienali’ni himayelerine alan kıymetli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, bizimle bu yolda iş birliği yapan Fatih Belediyesi ve değerli başkanı Mustafa Demir’e ve eserleriyle bienali zenginleştiren, bu ilke beraberce imza attığımız sanatkârlara, bize maddi manevi destek ve katkı veren tüm kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkürlerimizi sunar, Klasik Türk Sanatları Vakfı olarak böylesi bir güzelliğin içinde olmaktan dolayı duyduğumuz memnuniyeti ve gururu sizlerle paylaşmak isteriz.  

Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkanı

Ahmet Özel    

KÜRATÖR’DEN

GELECEĞİN GELENEĞİ

Yeditepe Bienali’nde, ihtiyaca binaen ya da kıymete mahsus bir sanat felsefesine sahip olan medeniyetimizin, bugünün sanatları ve sanatçılarındaki yankısını bir bienal yapısı içinde görmek istiyoruz zira sanatlarımızın içeriği, bienallerin atmosferinde oluşan metafor yüklemeleri açısından çok zengin.

Düne bakıp bugünü okuyarak yarını tasarlamak formülünün sanat alanında uygulanabilir olup olmadığını, uygulandığında gelinen noktayı, kemâlini bulan ve yeni bir tarz geliştirmenin neredeyse imkânsız hâle geldiği düşünülen sanatlarla, her gün yeni bir tarz kazanabildiği düşünülen sanatların yan yana geldiğinde oluşturacakları manzarayı beraberce seyretmeliyiz. Çünkü bu birliktelik “çok renklilik” yahut “zenginlik” tabirlerinin tanımlamaya yetmeyeceği, herkesin tasavvurunun ötesinde bir bütünü gözler önüne seriyor. Hepsi bir şekilde birbirine değen, birbirini çoğaltarak güzelleştiren ve bu güzellikte bulduğu kemal ile “klasik”leşen kadim sanatlarımız, bu çağın diğer sanatlarını da koluna takarak bir bienalde buluşuyor. Bu buluşmanın geleceğin geleneğini sorgulayan, çözümler arayan, terminolojiyi tekrar gözden geçiren bir tür laboratuvara dönüşmesini hedefliyoruz.

Yeditepe Bienali; görme ve gösterme estetiğinin çağlar boyu değişe dönüşe bugün aldığı hâl ve bu hâlin gerektirdiği farklılıkları kuşanarak, gelenekli sanat kültürümüze katma değer üretmek, güncel sanat dilini genetik kodlarımız ile konuşabilmek adına geniş bir zemin oluşturacak.  Sanatta yerel arayışlara önem veren yeni sanatkârların yetişip gelişmesine imkân sağlayarak millî sanat duruşuna ve devlet sanat politikasına da katkı sağlayacaktır.

Yeditepe Bienali, kültürümüzün zaman içinde türlü sebeplerle temas ettiği komşu kültürlerin sanat faaliyetleri ile köprü kurarak Klasik Türk Sanatları’nı ve onların güncel yorumlarını özgün teknikler ile sergilemeye odaklanan uluslararası bir platform. Farklı sanat disiplinleri, farklı gelenek kuralları ile yetişen sanatkârların ortak bir başlıkta ürettikleri eserlerin boy göstereceği bu platformda ülkemizin sahip olduğu kültürel, sosyal, sanatsal değerler dünya halkları ile paylaşılacaktır.

Birbirinden bağımsız sanat eserlerinin hep bir ağızdan söylediği şarkıdır Yeditepe Bienali. Bu söylenen şarkının koro şefliğini yani küratörlüğünü yapıyor olmak, korodaki bütün seslerin rengini ve yapısını bilerek, bu şarkıyı dinleyecek olanların kulaklarına kusursuz bir düzenekle ulaştırmayı gerektiriyor. Biz elimizden geleni yaptık, şimdi siz şarkıya kulak verin… 

SERHAT KULA

YEDİTEPE BİENALİ KÜRATÖRÜ

 

Tümü
sponsor