Küratör, IV. Yeditepe Bienali’nin “Şahit” temasını, insanın varoluşsal yolculuğundaki en hassas ve dinamik gerilim hattı üzerinden ele alıyor: Farkındalık ve Sapmalar. Onun perspektifi, şahitlik kavramını dondurulmuş bir an ya da tamamlanmış bir makam olarak görmek yerine, sürekli bir oluş, bir akış ve bir mücadele alanı olarak yorumlamaya dayanıyor.
İnsan, maddi ve metafizik boyutlarıyla bir bütündür. Bu bütünlük arayışında, “kendi varlığını ikame etme süreci”, düz ve hatasız bir çizgi değil, farkındalık anlarıyla ve bu anlardan uzaklaşılan sapmalarla örülü karmaşık bir seyirdir. Küratör için asıl mesele, ideal bir tanıklık halini tasvir etmekten ziyade, sanatçının bu süreçteki samimi ve cesur izdüşümlerini araştırmaktır. Bu bakış açısıyla, sanatçının eseri, ulaşılmış bir hakikatin pırıltısız aynası olmaktan çıkar; bir arayışın, tereddütlerin, düzeltmelerin ve yeniden yönelişlerin yaşayan bir kaydı haline gelir.
Bu bağlamda, bienale katılan sanatçılara ve izleyicilere yöneltilen temel soru şudur: “Geleneksel sanatların disiplinli dünyasında, sanatçı olarak kendi varlığınızı inşa ederken, hangi farkındalık anlarının ve hangi sapmaların şahidi oldunuz? Eseriniz, bu içsel tanıklığın izlerini nasıl taşıyor?”
Bu soru, sanatçıyı yalnızca bir tekniğin uygulayıcısı olarak değil, o tekniğin içinden geçerek kendi varoluşunun şahidi olan bir özne olarak konumlandırır. Yaklaşım, “hata” veya “kusur” gibi kavramları da yeniden düşünmeyi gerektirir. Geleneğin kusursuzluk arayışı içinde, acaba en büyük estetik ve manevi derinlik, sanatçının kendi insani sapmalarıyla yüzleştiği ve bunları eserinin bir parçası haline getirebildiği anlarda mı saklıdır? Küratörün seçkisi, işte bu sorunun peşinde, izleyiciyi klasik sanatların kalıplarının ardındaki sarsıcı samimiyetle ve yaşayan gelenekle yüzleştirecek. Onun için şahitlik, geçmişten bugüne gelen bir emaneti taşımak değil, o emanetin ağırlığı ve ışığıyla, bugünde ve kendi olarak var olabilmenin hakiki ve kırılgan tecrübesidir.
İsmail Hakkı Gurbetçi

