“Varlığın Aynasında Akisler”
Geçen yıl, “Gölge Varsa Işık da Var” diyerek, varlığın zıtlar arasındaki ahenkli dansına, ışık ve gölgenin birbirini var ettiği o mutlak dengeye odaklanmıştık. Bu sorgulama, bizi kaçınılmaz olarak bir sonraki adıma, bu ışık-gölge oyununun tam merkezinde duran insana ve onun en kadim rolü olan “şahitlik”e getirdi. IV. Yeditepe Bienali, geleneksel sanatların özünde yatan bu bilinci merkezine alıyor: Şahit.
Şahitlik, insan olmanın en temel ve en karmaşık katmanlarından biri ve insan, maddesi itibarıyla bu somut dünyanın bir parçası; görür, işitir, tadar ve dokunur. Bu yönüyle yaşadığı çağın, coğrafyanın ve kültürün doğrudan tanığıdır. Ancak insan yalnızca biyolojik bir varlık değil, aynı zamanda metafizik bir derinliğin taşıyıcısıdır. Bu ikinci katman, onun kendi varoluşunu anlamlandırma ve bilinç olarak inşa etme sürecine işaret eder. İşte şahitlik, bu iki boyutun kesiştiği yerde başlar. Dış dünyanın somut gerçekliğine tanıklık ederken, aynı anda kendi iç dünyasının, niyetlerinin, bir hakikate uyanışının yahut ondan sapmalarının farkına varır.
Geleneksel sanatlar, bu şahitliğin en saf ve disiplinli ifadesidir. Her sanat, kendi diliyle bir şahitlik kaydı tutar muhakkak. Ancak bu süreç, farkındalık ve sapmalarla örülüdür. İnsan, nefsinin, çağının gürültüsü ve yanılsamaların etkisiyle, tanıklık etmesi gereken asli hakikatten uzaklaşabilir. Modern dünyanın hızı ve parçalanmışlığı içinde, geleneksel sanatları icra eden günümüz sanatçısı, neyin şahidi olmaya devam edecek? Bu soru, bienalimizin temel arayışıdır.
“Şahit” teması, zıtlıkların ahenginin ötesine geçerek, o ahengi temaşa eden ve ondan sorumlu olan bilince, yani insanın bizzat kendisine odaklanıyor. Kâinattaki ilahi sanatın bir yansıması olan klasik sanatlarımız, bu kez sanatçının ve izleyicinin birlikte katılacağı büyük bir şahitlik meclisi kuracak. Eserler, birer delil olarak değil, sanatçının kendi varlık ikamesi sürecinde tuttuğu birer şahitlik kaydı olarak sergilenecek.
İsmail Hakkı Gurbetci’nin küratörlüğünde IV. Yeditepe Bienali, İstanbul’un kalbinde, geleneğin ve günümüzün şahitlerini bir araya getiriyor, hep birlikte sormak için: İnsan, kendi hayat ve sanatında, asıl olarak neyin şahididir?

